Bir Markanın Nasıl Suyu Çıkarılır?
Bir Markanın Nasıl Suyu Çıkarılır?
Geçenlerde bir dergiyi karıştırırken “Pierre Cardin’den beş çayı keyfi” diye bir haber gözüme ilişti. Acaba Pierre Cardin Türkiye’ye geldi de röportaj mı verdi diye düşünürken haberin tamamını okuyunca Pierre Cardin markalı porselenlerin tanıtımı olduğunu gördüm ve “Pierre Cardin sonunda porselen işine de girmiş“ diye düşündüm. Sonra da küçük bir araştırma yapmaya karar verdim ve bu yazı ortaya çıktı…
Çocukluğumun en lüks markalarından biri olan Pierre Cardin markasının neredeyse bir tek zeytinyağına verilmediği kalmış. Kadın ve erkek giyimi, eşarp, iç çamaşırı, çanta, saat, parfüm, ayakkabı, kozmetik derken birdenbire halı, mobilya, bebek arabası, çatal-bıçak, yaylı yatak markası oluvermiş…
Sofistike bir marka olarak konumlandırılan ve dünyanın en çok bilinen lüks tüketim ürünleri markalarından biri olan Pierre Cardin isminin bu kadar çok ürüne verilmesinin sizce markaya bir artısı var mıdır? Şahsen 84 yaşındaki Mösyö Cardin’in bol sıfırlı banka hesabının yanına eklenen yeni bir sıfırdan başka bir katkısı olduğunu hiç sanmıyorum. Pek çoklarına göre bu sıfır çok büyük bir başarı olabilir, sonuçta “marka olmak bir anlamda aynı malı daha pahalıya satabilme becerisidir” ama ya markanın tüketici gözündeki değeri ne olacak? Bu durum ciddi bir kafa karışıklığı yaratmıyor mu? Dünyanın en lüks markalarından birinin yaylı yatak ve bebek arabasına verilmesinin tüketiciye sağladığı fayda nedir? Yakında Pierre Cardin markalı deterjan görürsem hiç şaşırmayacağım doğrusu…
Literatürde, marka kullanımının belirli veya belirsiz süreli olarak başka bir kişiye/kuruma bırakılmasına lisans deniyor ve günümüzde marka lisanslama çok yaygın olarak kullanılıyor. Aynı marka pek çok farklı ürün grubuna verilebiliyor ancak bu ürün gruplarının da birbirini tamamlaması, bağlantılı olması gerekiyor. Markanın temel değerlerinin belirlenmesi, kişilik yapısının çıkarılması, hedef kitle tarafından nasıl algılandığının ve hangi yeni alanlara yayılabileceğinin tespit edilmesi, markanın tüketicinin zihnine kazındığı ana kategoriye komşu kategorilerde genişletilmesi gerekiyor. Kısacası markanın ehil ellerde olması gerekiyor. Yoksa her parayı verene siz marka kullanım hakkı verirseniz ortaya beş benzemez bir durum çıkıyor. Nike markalı sabun, Chupa Chups markalı klima, Prada markalı peynir, Selpak markalı cips düşünebiliyor musunuz?
Sonuç olarak marka bir şirketin en değerli varlığıdır, onu vezir eden de kendisidir rezil eden de… Atılacak her adım iyi düşünülüp tartılmalı, gelecek öngörüleri elden bırakılmamalı, analiz ve strateji belirlemeden marka hakkındaki önemli kararlar alınmamalıdır…
Sevgiler
Funda Baydur
Görüntülenme Sayısı: 1240
..
Bölümdeki diger yazilar:
Yazarin diger yazilari:
Tahir Birlik - 30.03.2010
Fakat benim bazı markalarla yani kendi ismiyle markalaşmış kişilerde gördüğüm kadarıyla genelde bu markalar moda sektöründe yer alıyorlar. Kendi ismiyle ortaya çıkmış İbrahim Tatlıses ve Hülya Avşar gibi isimler genelde kültürlerini ve karakterlerini ortaya koyan atılımlarda bulundular.
Yurtdışını incelediğimizde Bir Paris Hilton, Davidoff gibi isimler geliyor aklıma ve bu isimlerin de kendi şahsi zevk ve beğenilerinin olduğunu görüyorum...
Burada Piere Cardin markasının ilk çıkış noktasının moda sektörü olduğu düşünülürse karakter ve beğenisinin farklı yönlere kayması sanırım bir kriz yada bunalım gibi algılanabilir.
Sanırım marka psikolojisi diye bir alan üzerinde yoğunlaşmamız gerekiyor. Bu alan da marka tedavisi veya bakımı yapılabilir. Kulağa komik geliyor fakat tüzel kişi olarak oluşturulmuş şirketlerinde insanlar tarafından yönetilip ürünlerinin satın alındığını hatırlamakta bir kez daha yarar var :)
Sertaç Aydoğdu - 21.05.2010
Markam Yazıyor'a eklenmesini istediğiniz konular var mı?












